Bilinçli, Kaliteli Bir Yaşam

bilinçli yaşam
Bir insanın, nesnenin ya da yaşantının nitelikçe nasıl olduğunu belirten, onun başka şeylerden ayırt edici üstünlüğünü ölçüp değerlendirebilen özelliğe kalite denir. Başka bir deyişle kalite; bir kimsenin entelektüel ve moral alanındaki doğasını belirleyen bir nitelik özelliğidir. Varlığın temel kategorilerinden biri olan kalite, bir bakıma yetkinliği ve üstünlüğü niteler; bu nedenle de zayıflığın, eksikliğin, yetkin olmayışın ve niceliğin karşıtıdır. Yaşamı kalitelendirmenin ilk adımı kendinin bilincine sahip olmaktır; Sıradan bir yaşam için bile insanın geçmişe ve şimdiye ait öylesine çeşitli dış yardımlara gereksinimi olmuştur ki bunlar güneş ve dünya, Tanrı ve doğa, atalar ve anne baba, dostlar ve arkadaşlar olmak üzere sürüp gider. Peki, en iyi yaşam hangisidir? Yaşamı kalitelendirmeyi, nitelikli kılan şey nedir? Yaşamın bir anlamı, değeri ve amacı var mıdır? Bütün deneyimlerin bir toplamı olan yasam her şeyin üstünde ve kapsayıcı mıdır?

Yaşam üstüne düşünme, felsefenin en eski ve önemli konularından biri olmuştur. Geçmişte kaliteli yaşamanın koşullarını irdelemiş olan pek çok düşünür yaşamıştır. Bunlar arasında “Sorgulanmamış yaşam yaşanmaya değmez” diyen Sokrates başta olmak üzere Konfüçyüs, Buda, Aristoteles, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Fuzuli, Montaigne, Kant, Goethe, Nietzsche, Hans Jonas gibi düşünürleri saymak mümkündür.

Kaliteli yaşam, sanal bir dünyada değil, gerçek bir dünyada söz konusudur. Herkes yaşamını daha iyi bir düzeye çıkarmayı, yaşamında bulunmayan, özlemini çektiği şeylere sahip olmayı, kısaca refaha ve mutluluğa ulaşmayı ister. İşte bu yapıcı ve yaratıcı olma çabası, yasamda kaliteyi aramadır. Acaba bu durum insanlar için umutsuz bir çaba, bir ütopya mıdır? Herkesin kendine özgü inişli çıkışlı, zaman zaman kusurlu bir yaşamı olabilir; ancak sorun bu olumsuzlukları olumluya, eylemsizliği eyleme çevirmek ve acıyı tatlı kılmaktır. Alman karamsar filozof Schopenhauer’in dedigi gibi “insan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez”; koşullar onu yönlendirmiş ve çevresi bir takım dayatmalarla sarılmıştır. Bu nedenle de mutlak bir isteme özgürlüğüne sahip değildir. İnsan ne yapabileceğini bilip istediği ve isteğinde kararlı olduğu zaman başarılı bir yola girmiş sayılır. Yaşam kalitesi kişinin kendini geliştirmesi, kişisel yaşamını zenginleştirmesi ve hedeflerine varması ile ilgilidir. Kaliteli yaşam, kişinin kendini sorgulaması, tanıması, yaşamını barışçıl, dengeli ve uyumlu kılabilmesidir. Ne var ki kaliteli yaşamın tek bir yolu olmasa gerek; ona giden pek çok yoldan söz edebiliriz. Var olan her şeyde etkin olan yaşam, ne kapsamı içinde ne de belirdiği tarz ve biçimlerde bir kerede toptan kavranabilir. O bütünüyle kuşatılamasa da her şeyi kuşatır; bütünüyle ele geçirilemese de her şeyi ele geçirir. Ancak yaşam her şeyden üstündür; ondan zevk almak istiyorsak ona değer vermesini bilmemiz gerekir.

GoetheAlman düşünür ozan Goethe’nin söylediği gibi, “Kim geri dönüp de geçmişine söyle bir bakma cesaretini gösterse arkada pişmanlık duyacağı ve bir yere kadar altüst olmuş bir yaşamı görecektir. Çünkü istediği ve yaptığı çoğu kez yanlış; dileği ve özlemi ise kusurludur.” Bir yanda beklentilerimiz, özlemlerimiz, öbür yanda ise yaşadıklarımız var; bunlar hep bir arada ve koşul olmuşlardır. Oysa asıl olması gereken özlemlerimizin yaşama geçirilmesidir.

Yaşam kalitesi, yaşam standardı ve yaşam üslubu ayrı ayrı şeylerdir; ama bunlar bir arada değerlendirilmek durumundadır. Kaliteli bir yaşama sahip olabilmenin ölçütleri arasında; tüm iletişim kanallarının açık tutulmasını, yani insanın öncelikle ve tüm duyarlılığıyla dışarıdan gelen bütün iletileri almasını ve kendisindeki tüm oluşum ve birikimleri de dışarıya vermesini; sabırlı ve kararlı, saygılı ve dinleyen iyi bir arkadaş olabilmeyi; programlı ve sistemli biçimde zamanını iyi kullanmayı; çalışan, üreten ve paylaşan olmayı; etik ve estetik değerleri benimsemeyi; ortak akla katkıda bulunmayı; güzelliği, iyiliği ve doğruluğu çoğaltmayı; bireyin kendisini yapıcı ve yaratıcı kılarak özgürleştirmesini; katılımcı ve paylaşımcı olmayı; bunun yanında da beden ve ruh sağlığını gözetmeyi bilme bilincine sahip olması gereklidir.

Peki, kişi kendisini her bakımdan zenginleştirmeyi hedeflerken bunu başkalarıyla nasıl paylaşmalı? Yarattığı değerleri topluma nasıl sunmalı? Kendi çıkarlarıyla birlikte toplumun çıkarlarını da nasıl gözetmeli? Birbirimizi nasıl sevebiliriz ve birbirimizi sevme yollarını nasıl geliştirip çoğaltabiliriz? Saygı ve sorumluluğu nasıl öğrenebiliriz? gibi sorulara aranan yanıtlar da bizi kaliteli yasamın yollarına sokacaktır. Ancak Latin ozan Horatius’un söylediği gibi, “Hayat, ölümlülere zahmetsiz hiç bir şey sunmaz”; öyleyse kaliteli bir yaşamı kurmak ve sürdürmek zor bir iştir. Yaşamı sürekli savaşıp aşılan bir şey olarak görmek gerekir. Ama aynı zamanda yaşama katlanabilmek ve ona yenilmemek için de onunla uzlaşmayı öğrenmek ve bilmek söz konusudur. Çünkü insanın işlevi, eylem halinde düşünülmüş yaşamdan başka nedir ki?

Murat Koçyiğit

1984 İstanbul doğumludur. İlkokulu İstanbul’da, ortaokul ve liseyi Antalya’ da tamamladı. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Biyoloji Bölümünden mezun oldu. İlaç sektöründe tanıtım uzmanı olarak görev yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı onaylı eğitmen, sertifikalı NLP uzmanı ve bireysel koçtur.

Etiketler: , , ,
Kategoriler: Blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Yeni Kitabım Çok Yakında Sizlerle…

Yeni Kitabım Çok Yakında Sizlerle…

Facebook’tayım

Twitter’dayım